Saturday, November 19, 2011

'Akademisyen anne' olmak:




- Ünlü bir profesörün konuşmasına gidip konuşmanın ortasında söylenen ilginç bir şeyi not etmek için çantada kalem ararken, çantandan bir emzik çıkardığını dehşetle farketmek, sonra kimsenin görmemiş olduğunu umarak çantaya geri koymaktır.

- Öğrencilerine örnek olarak bir isim söylemek gerektiğinde ilk aklına gelenin kızının ismi olmasıdır.

- Kaç yıldır gittiğin ve ders çalıştığın kütüphanenin kapısından, üzerinde bebek kusmuğu lekeleri olan siyah bir eşofmanla girmektir.

- Az sonra verecek olduğun dersin notlarını gözden geçirirken kendini bir anda kızının Iphone'daki fotoğraflarına bakarken bulmaktır.

- Öğrenci ödevlerini kontrol ederken bir yandan kızına şarkı söyleyebilmektir.

- Kızının en önemli sosyalleşme etkinliklerinden birinin 'kütüphanede hikaye saati' olmasıdır. (Chicago Halk Kütüphanesi sağolsun)

- Kızını kitaplarla ve oyuncaklarla, güzel müzikler, oyunlar ve sevgiyle dolu, sessiz, sakin ve huzurlu, en önemlisi de hiç bir zaman televizyon izlenmeyen bir evde yetiştirebilmenin haklı gurur ve mutluluğudur.

- Kitaplıkta duran İslam tarihi ve siyaset bilimi kitaplarının yanına 'Dr Seuss' ve 'Eric Carle' imzalı kitapların konuşlanmasıdır :)

- Bebeğinizin dünyanın en iyi üniversitelerinden birinin kampüsünde henüz bir kaç aylıkken fink atabilmesi, yaşlı başlı, ciddi, alanında uzman profesörler tarafından sevilip mıncıklanmasıdır :)



Herşeyin ötesinde- kızıyla birlikte kendi öğrenme ve büyüme isteğinin de ateşlendiğini hissetmek, ondan ilham almak, onun için dünyanın en güzel yazılarını yazmak, onunla birlikte dünyanın en güzel şehirlerine gitmek istemektir.











Kitap: Kızım 3 aylıkken okuduğum ve çok ilginç ve güzel bulduğum, akademisyen annelerin deneyimlerini yer yer komik, yer yer acıklı derecede tanıdık bir dille paylaştıkları 'Mama, PhD' kitabı!


No comments:

Post a Comment