Wednesday, September 25, 2013

Zemberekkuşu'nun Güncesi - Haruki Murakami




"If people lived forever—if they never got any older—if they could just go on living in this world, never dying, always healthy—do you think they'd bother to think hard about things, the way we're doing now? I mean, we think about just about everything, more or less—philosophy, psychology, logic. Religion. Literature. I kinda think, if there were no such thing as death, that complicated thoughts and ideas like that would never come into the world." 

— Haruki Murakami - The Wind-Up Bird Chronicle



Kesin olan bir şey var, Murakami benim yazarım. Kafamın içini ve hayat hakkında düşündüklerimi en iyi anlatan, betimleyen yazarlardan biri. Bugüne kadar beni hayalkırıklığına uğratan bir romanı olmadı. Zemberekkuşu'nun Güncesi de 2013 yazında beni tamamıyla içine çeken ve bir süre mutlu mutlu evreninde yaşadığım enfes bir roman olarak kalacak aklımda. Kediler, kuyular, paralel gerçeklikler, gerçeküstü anlatım..Yine tipik bir Murakami romanı, ve yine hayat, yaşam, ölüm, mutluluk ve mutsuzluk üzerine son derece derin, etkileyici bir güzelleme. Araya serpiştirilen tarihi bilgiler ve sahneler, İkinci Dünya Savaşı ve Sovyet cephesi anlatımları ise romanın tuzu biberi diyebilirim. Benim için Sahilde Kafka ya da 1Q84'ün yerini alamayacak da olsa, Murakami'nin en çok sevdiğim üçüncü romanı oldu. Bu sene Nobel Edebiyat ödülü almasını çok istiyor ve dört gözle bekliyorum bu minik, çekik gözlü dahinin!







2 comments:

  1. Murakami kesinlikle benim de yazarım :) İmkansızın Şarkısı ile sevdim. Zemberek Kuşunun Güncesi ve 1Q84 ile hayranlığım arttı. Fakat geçen haftalarda okuduğum Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında isimli kitap diğerlerine kıyasla çok beğenmedim.

    ReplyDelete
  2. Merhaba Kitap Kurdu, Okumadıysan Sahilde Kafka'yı tavsiye ederim kesinlikle. South of the Border West of the Sun'ı henüz okumadım. Bundan sonraki hedefim, Norwegian Wood :)

    ReplyDelete