Sunday, November 17, 2013

Eksik parça


Bazen, hayatın anlamına çok yaklaştığımı sezer gibi oluyorum. Öylesine yakınım ki, tek bir parça eksik sanki yapbozda. O parçayı yerine koysam herşey tamamlanacak, bir anda yaşamın sırrını çözüvereceğim. Neden burada olduğumuzu, nereye gittiğimizi, yüzlerce sene sonra insanlığın kaderinin ne olacağını bileceğim.

Sanki hiç tanımadığım birini özlemek gibi, o eksik parçayı aramak. Kitap sayfalarında, dinlediğim uhrevi notaların içinde, tanıdığım, tanıştığım, konuştuğum bütün insanların yüzlerinde, gözlerinde, yeşil ormanların, mavi gökyüzünün derinliklerinde, kendi içimde, ruhumda... Hiç görmediğim bir rengi tanımlamaya çalışır gibi, son mısrası eksik bir şiire yakışacak o mükemmel kelimeleri arar gibi. Hayal meyal hatırladığın bir rüya senaryosunu başta sona tekrar yazmaya çalışır gibi aklında. Zifiri karanlıkta bir ipliği tutmuş, el yordamıyla nereye gittiğini anlamaya çalışır gibi. Yaşamın özüne, çekirdeğindeki asıl önemli cevhere ulaşmak üzere olduğumu seziyorum böyle zamanlarda. Sanki yeterince yazsam, yeterince konuşsam, o müziği yeterince dinlesem gelip tamamlayacak herşeyi o eksik yapboz parçası.

Acaba yaşamımızın anlamı, o parçayı aramak, bulamasak da aramaktan vazgeçmemek, aramak, aramak mıdır? Kendimizi öldürmeden, er ya da geç gelecek olan ölümü de çok kafamıza takmadan umarsızca yaşayabilmemizin sebebi, bu eksiklik duygusu olabilir mi? Tamamlandığımız an, ölümle gözgöze geldiğimiz an mıdır? Hayat bir arayış, batına doğru bir yolculuk, bir koşu mudur?

2 comments:

  1. Bir mısra daha söylesek sanki herşey düzelecek - CS :))

    ReplyDelete
  2. evet, evet, kesinlikle!! Ne kadar güzel söylemiş sevgili şairimiz :)

    ReplyDelete