Wednesday, February 13, 2013

Bana bir hikaye anlat..






Yine bir makale okumak, biraz da not almak için kendimi küçük, şirin bir kafeye atmışım. İsmi 'Growling Rabbit' (Kükreyen tavşan). Mahallemizde bir çok kafe var ama burası en eksantrik, en ilginç olanı. Çünkü gerçekten ilginç insanlar toplanıyor burada. En çok gelenler, bir kaç sokak ötedeki 'yaşlılar evi'nden yürüyerek gelen yaşlılar. 'Huzur evi' demeye dilim varmıyor çünkü o kadar aktif ve hayatın içindeler ki, Türkiye'den alıştığımız 'dünyadan elini eteğini çekmiş, yatalak huzurevi sakini' tanımına bir o kadar uzaklar. Bu kafede toplanıyor, kendi aralarında konuşuyor, sohbet ediyor, günlük olayları tartışıyorlar. Kimisi bir kenarda bir şeyler örüyor, bir kaçı başka bir masada toplanmış, okudukları kitabı tartışıyor, bembeyaz saçlı bir kadın keyifle kahvesini yudumluyor, uzak köşede yaşlı bir adam o günün gazetesini okuyor...

Hepsini ayrı ayrı inceliyorum. Kimbilir ne hikayeler saklıyorlar içlerinde, kimbilir neler geçti başlarından, nerelerde yaşadılar, kimleri tanıdılar, neler hissettiler, şimdi neden buradalar? Çok, çok merak ediyorum. Hepsiyle ayrı ayrı konuşmak, hikayelerini dinlemek, gözlerinin içine bakıp orada yılların geride bıraktığını görebilmek istiyorum. Hepsinin ayrı ayrı siyah-beyaz portre fotoğraflarını çekmek, bu hallerini fotoğraf kağıdına, zamanın tam bu anına mıhlamak, sabitlemek istiyorum. Sokakta belki de yanından hiç düşünmeden yürüyüp geçtiğim bu insanları biraz daha iyi tanıyabilmek, hayatın anlamını onlarla birlikte sorgulayabilmek istiyorum.

Sonra bir rüzgar olup, bu hikayeleri yeryüzünün dört bir yanına dağıtmak.. Uçmak, esip savurmak, yabancı pencerelerden içeri süzülüp, kendi yalnızlığında boğulmuş başka ruhların yanına ilişivermek.. Kulağına 'Yalnız değilsin, gel sana bir hikaye anlatayım' diye fısıldamak istiyorum...







1 comment:

  1. Bende aynısının tıpkısını istiyorum :)) hic durma, gönder hikayelerini uçalım kanatlarında ...

    ReplyDelete