Sunday, April 29, 2007

Hayat ve mutluluklar





Sürekli e-mail adresime gelen 'Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım.. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım....' vs tadında şiirler ve 'Hayatın tadını çıkar, anı yaşa dostum!' modunda powerpoint sunumları içeren e-maillerden bıktım. Sanki bu e-mailler günümüzde ofislere sıkışmış, bir çoğu işinden nefret eden insanları vicdan azabında boğmak, 'Niye çalışıyorsunuz ki hayat fani, çıkın dışarıya yalın ayak yürüyün dışarılarda, istediğiniz kadar dondurma yiyin, hayat bu gibi stres ve endişelere değmez' diyerek onları eğlenmeye zorlamak için tasarlanmış. Bu e-mailleri alan insanların halini düşünebiliyor musunuz? Mesai saatinin bitmesini beklerken, o andaki en büyük hayali eve gidip ayaklarını uzatabilmek ve saat 11 olunca uyuyabilmek olan günümüz insanı, bu e-mailleri alınca elbette 'Benim hayatım da hayat mı sanki?' diye düşünüp kendini üzer. Kendisinden başka herkes sürekli eğleniyormuş, geziyormuş, hayatın tadını çıkarıyormuş da sadece kendisi bu monoton hayatı yaşamak zorunda bırakılmış gibi depresif olur.

Oysa ki hepimiz biliyoruz ki bu dünyada onurlu ve kaliteli bir yaşam sürmek istiyorsak çalışmamız ve dolayısıyla para kazanmamız gerekiyor. Yaşamımızın çoğu da elde etmek istediklerimize ulaşmak için çabalamakla geçecek. Bütün hayatımızın sadece çok kıymetli ama seyrek anlarında bütün bunları elde etmiş ve keyfini çıkarıyor olacağız. Yani yaşamımızın %90ı uğraşmakla, çabalamakla, didinmekle geçecek.

Bence sürekli yaşam şeklini ve çalışma temposunu eleştirmek ve kötülemek yerine, hayatın bu gerçeğini kabullenebilmeli insan. Hayat, dikensiz bir gül bahçesi değil! Çok koşturmacalı ve az dinlenmeli bir yarış. Bence asıl önemli olan, ne kadar seyrek gelirlerse gelsinler işte o keyif ve mutluluk anlarını tam anlamıyla yaşayabilmek. Eğer uçsuz bucaksız bir çölün ortasında aniden mavi ve pırıltılı bir vaha gibi karşınıza çıkıveren bu nadir ama muhteşem mutluluk anlarının değerini bilirseniz, yaşam gerçekten güzel bir maceraya dönüşüyor. Bu anları layıkıyla yaşayıp hatıralarını da güzel, kurumuş gül yaprakları gibi zihninizde taşıyabilirseniz eğer, karanlık günlerinizde saklandıkları yerden çıkarıp güzel kokularını içinize çekebilir, herşeyi çok daha katlanabilir kılabilirsiniz. Küçük Prens'in sözleri ne kadar doğruydu: 'Çölü güzel kılan, içinde bir vahayı saklamasıdır.' Eğer yaşamımızda kişisel vahamız olan o güzel ve küçük mutlulukları yakalayabilirsek ve tam anlamıyla yaşayabilirsek, her türlü zorluk ve sorunun içinden en az hasarla geçebiliriz.

Bu iki hafta boyunca da yine çok güzel, minik mutluluklar, küçük keyiflerle renklendi hayatım. Neler yaptım:

- 'Cosmophilia' adındaki bizim üniversitenin Smart Modern Sanat Müzesi'nde yer alan çok güzel sergiyi gezdim, sevgili arkadaşlarım Ayşe ve Nükhet ile. Sergide yer alan ve 10. yüzyıldan günümüze dek dünyanın değişik bölgelerinden gelen İslam sanatı eserleri ve kaligrafi örnekleri nefesimizi kesti. Sanat, ölümsüzleşmek için ne kadar uygun bir araç, görmüş olduk. O yüzyıllarda yaşamış insanlarla aynı eserleri izleyebilmek, inceleyebilmek bizi çok mutlu etti.

- Chicago'ya arabayla iki saat kadar uzaklıkta olan Lake Geneva'ya gidip çok keyifli bir mangal ve piknik sefasıyla geçen güzel bir Nisan gününün ardından bizim üniversiteye ait olan ve Geneva Gölü'nün kıyısında yer alan 'Yerkes Gözlemevi' turuna katıldık. Dünyanın en büyük mercekli teleskopuyla Satürn gezegenine baktık, Satürn'ü halkaları ve üç uydusuyla birlikte gördük. Yine çok büyük aynalı teleskoplardan ay'a baktık ve üzerindeki kraterler dahil neredeyse bütün ayrıntılarını inceledik. Dünyamızın evrendeki yerini ve uzayın o sonsuz ve gizemlerle dolu boşluğunu bize hatırlatması açısından çok güzel bir tur oldu.

Sonra bu haftasonunda sushi partimiz, izlediğimiz filmler, Pazar sabahı The Point'te çimler üstünde brunch, sonra Margie's dondurması, güzel Nisan sabahı temiz havayı içime çekebilmek ve 'Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi' sözünü düşünerek Kanuni'yi anmak ve sağlığımız için şükretmek. Yaşamın bu nadir gelen ancak değeri bilinmesi gereken güzel anlarını tam anlamıyla yaşayabildiğimiz, farkına varabildiğimiz için mutlulukla gülümsemek.

Yaşam sadece bu anlardan ibaret değil belki, ancak biz onlar için varız. Onlar olmasa soğuk, karanlık, üzgün ve yalnızız. Bu yüzden onlara hakettikleri değeri vermeli, karşımıza çıktıkları zaman onları bütün benliğimizle ve coşkuyla yaşamalıyız.

No comments:

Post a Comment