Thursday, August 14, 2008

No Country for Old Men (2007)


'But now I have come to believe that the whole world is an enigma, a harmless enigma that is made terrible by our own mad attempt to interpret it as though it had an underlying truth. '

Umberto Eco


Bir rüya gördüm.

2 saat kadar sürdü.
Rüyamda, dünyanın çok da bir anlamı yoktu.
Hayatımız boyunca biz o anlamı arıyor, işaretler bekliyor, bir yerlere doğru ilerlemekte olduğumuzu sanıyorduk.
Yaşamımızın bir önemi olması, bir fark yaratması için o kadar çok çaba harcıyorduk ki, çok basit bir gerçeği unutuyorduk:
Belki de herşey göründüğü gibiydi.
Altında gizli bir anlam, gizli bir plan, gizli bir amaç yoktu.
Psikopat bir katilin buz gibi gözlerine bakarken anlıyordu bunu insan belki.
Belki de bir anlamı olmamasına rağmen insanların öldüğünü, acı çektiğini farkettiği zaman.
Öldürmesi için hiç bir sebep yokken insan öldürenleri gördüğü zaman.

Belki de hiç bir bağlantı yoktu olaylar arasında.
Herşey sadece vardı, öyle olagelmişti, öyle de gidecekti.
Geçmişe bakıp, yaptığı şeylerin bir anlamı olmadığını acıyla hissettiğinde anlıyordu bunu yaşlı bir adam.
Adalet getirmek için uğraştığı dünyada hiç bir şeyin değişmediğinde görüyordu.

Ağzında buruk bir tat, uzun yıllar boyunca sarfettiği çabaları, emeklerini.. Hepsini acıyla yutkunduktan sonra fırlatıp atıveriyordu tarihin tozlu, sarı, silik sayfalarının arasına..

Bir rüya gördüm.

Her şey, ama her şey anlamsızdı.

Ve sonra uyandım.

No comments:

Post a Comment