Wednesday, October 8, 2008

Yıllık yazılarım



Gece gece nostaljinin içine düştüm.

Bundan tamı tamına 5 buçuk sene önce, canım üniversitemden mezun olurken sevgili arkadaşlarımın bana yazdıkları yıllık yazılarını buldum çıkardım bir yerlerden. Okudum, gözlerim yaşardı. Bu insanların hepsiyle görüşemiyorum şu anda ne yazık ki. Bazılarıyla hayat aramıza girdi, hayat ve meşguliyetleri, belki de okyanuslar, kıtalar.. Ne olursa olsun bu yazıları yazan insanlardan her birini çok büyük bir sevgiyle ve hasretle andım. Ne çok seviyormuşum meğer ben onları. Bir kez daha anladım.

Bizim mezun olduğumuz sene üniversitemizin yıllığı olmadı. Bu yüzden bu yazıların bendeki tek kopyası bilgisayarımdaki bir word dosyası. Bir daha kaybolmasınlar diye onları buraya da koyuyorum. (İsmimi yazdıkları yerleri 'Moonshine'la değiştirdim, yazıları yazanların isimlerinin sadece baş harflerini koydum gizlilik prensiplerim sebebiyle)

Yazıları yazanlara: Şimdi dünyanın neresinde olursanız olun, çok teşekkürler canım arkadaşlarım. İyi ki varsınız, iyi ki bu yazıları yazmışsınız. Umarım yeniden kesişir bir gün yollarımız bir yerlerde..

İşte canım dostlarımın gözünden üniversiteden mezun olup uzaklara uçmak üzere olan ben, Moonshine:)

------------------------------------------------------------------------------------------------------

... ... ... insanın derinliklerinde bir yerde bir şeyleri kıpırdatıyorsun. Tatlı ve sevilmeye değer bir şeyleri; artık uzak olduğumuz ya da olmamız gerektiğine inandırıldığımız çocukluğun hala ve sonsuza dek yaşatılmaya layık olduğunu, soğukta tiril tiril titremeyi, farklı memleketlerde teras katlarında dudakları tuzdan morarıncaya dek yenen soslu mısırlarla diller dökmeyi, karanlıktan korkup dolu dolu yaşamaya sarılmayı, Snoopy ve Pooh çıkartmalarını, rozetlerini hatırlatan ancak seni tanıyana nasip olanın uzanabileceklerini. Yavru kedilerle dolu bir bahçeyi, uçsuz bucaksız suları, sonu gelmeyen kahvaltıları, sıcağın altında cızırdaya cızırdaya okunan romanları, alelacele yazılan ‘paper’ları, 0,7’lerle doldurulan türünün son örneği A5 defterleri, yıldızlı simli tokaları, kimlikten tanınmayan yüzleri... Kim verdi sana bu güzel saçları, bu iri gözleri küçük kız? Kim kayırdı seni? Ailelerinin küçük kızları “okumaya” gidiyorlar şimdi aynı eyaletlerde. Bu sayede kurtuluyorum inşallah bir gün tekrar görüşürüz demekten. Eninde sonunda olacak bu değil mi herkesle “ağlaya ağlaya” vedalaşılır elbette, görüşeceğiz, denir, “mutlakaaa”. Hiçbir şey kolay olmuyor, ‘al sana işte, ne istiyorsan yaz,’ diyorlar, içim acıyor. Yıllar sonra açıp tekrar baktığında aa bu kız bana bunları yazmış diyeceksin eninde sonunda, zaten bu, seneler sonrasına ait şimdiden yazılan, şimdiden açılan ama vakti gelmemiş bir mektup. Ben bunları yaşlanmış Moonshine'a yazıyorum, çoluk çocuğa karışmış, değerli sosyal bilimciye, mavi sırt çantalarından deri evrak çantalara geçiş yapmış Moonshine'a.

S

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Evvel zaman içinde, diyarın birinde elinde pembemtrak sihirli değneği, yüzünde kocaman gülümsemesi ve arkasında zıplayan kedisiyle bir büyücü-prenses-perisi yaşarmış. Kalbisi kocaman, kendisi küçücük olmasına rağmen misyonu basitmiş. Etrafta dolaş, insanları güldür; gülmeyenleri büyüle, büyülenmeyenlerin kafasına vur... Geleceğin Chicago prensesi, bugünün SPS büyücüsü, dünün 'elinde bal çanağı taşıyan ayıcıkların' perisi olarak herkes onu severmiş. Kimse onu incitmeye kıyamazmış, gülüşünden bi parça sesinden bi damla şeklinde yanında
dolaşırlarmış. Yine de etrafta dolaşan daha büyük ve sakallı varlıklar, geceleri onu korkutmaya çalışırlarmış. Amaçları sihirli değneği ondan çalmak, ve pooh diyarını yok etmekmiş. En sonunda başarmış, bir hileyle sihirli değneği çalmışlar. Ama bakmışlar, keramet değnekte değil onun sahibindeymiş.. Böylece onlar da anlamışlar gerçeği, sevmişler çok küçük periyi ve onlar da inanmışlar normal bir ayıdan daha akıllı olduğuna Yoginin. Hatta o kadar çok sevmişler
peri-büyücü-prensesini; gitmişler kocaman kalbinin peşinde ta denizin ötesindeki yeni sarayına....

B

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Üniversiteye girdiğimizde başlayan dostluğumuz, Almanya seyahatimiz boyunca daha da pekişti. Bütün bu zaman içerisinde senin, bardağın hep dolu tarafını görmenin yanı sıra, çevrendekilerin de benzer değerlendirmeler yapabilmesini sağladığını gördüm. Bu harika özelliğine ek olarak, kendine güvenini ve yüzünden eksik olmayan gülümsemeni (Dört yıl içerisinde karşılaştığımız ve gülümsemediğin bir günü hatırlamıyorum) de, gelecekte şartlar ne olursa olsun kaybetmemeni diliyorum. Eşsiz yazılı ifade yeteneğini yeterince takdir edebildiğimden emin değilim ancak Chicago’daki hocalarının ve arkadaşlarının da bu konuda benim düşüncemi paylaşacakları, sanırım buna sıkça tanıklık etmiş benim açımdan büyük bir kehanet olmaz. Bu son gruptaki kişilerle bir diğer ortak düşüncemiz de, içinde bulunduğun bir gruba ne kadar çok şey kattığın ve o grupta yaşananları ne kadar hatırlanmaya değer kıldığın hakkında olacak. Tüm bunları dört yıl boyunca benimle paylaştığın için, sana çok teşekkür ediyorum. Diliyorum gelecekte tüm hayallerini gerçekleştirirken, beni de hep hatırlarsın.

B

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

So, we'll go no more a-roving
...So late into the night,
Though the heart be still as loving,
...And the moon be still as bright.

For the sword outwears its sheath,
...And the soul wears out the breast,
And the heart must pause to breathe
...And love itself have rest.

Though the night was made for loving,
...And the day returns too soon,
Yet we'll go no more a-roving
...By the light of the moon.
-Lord Byron

Gideceğin yer neresi olursa olsun, umarım herşey dilediğince olur. Yolun açık
olsun..
Sevgiler,
C

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hey sen! evet evet sen, boşuna sağa sola bakma; seni kastediyorum. Ya güzelim, yol ortasında durup "ben mi?" gibi anlamsız sorular sorma. senden başkası duyamaz beni. Bak şimdi, çikago uçağına binmek için önce sağa dönüp merdivenlerden yukarı çıkacaksın, sonra solu takip edeceksin. tamam, kabul ediyorum! işaretler olunca yolu bulabildiğini anlıyorum da, iki yıldır arkadaşız, bir kez bile doğru yöne sapmadın ders çıkışında:))
"nereden başlasam, nasıl anlatsam..." lisedeyken de kabusum olmuştu yıllık yazıları; insan sevdiğine kolay kolay yazamıyor (şekil 1A).
izninle, yıllık sayfanı kötü emellerime alet ederek bana olan güvenini suistimal etmek istiyorum. "Ben ona resmen aşığım" ve bunu sana borçluyum gece yürüyüşüm. minik yengeç’im, ikhwan'ım böhü böhü'm, yer-yön bulma özürlü sevgi kelebeğim, beyond my control'üm, eternity and a day'i beraber izleyemediğim, chica'm guapa'm, sıfatları daha ne kadar uzatsam?
bir buçuk sene oldu seni tanıyalı, topu topu bir buçuk sene! Sığdırabildiğimiz kadar anı doldurduk sepete. Gözyaşlarıyla ıslandık, kahkahalarla ısındık. şimdi sen, sepeti koluna takıp çikago'ya gidiyorsun. ufacık olsam beni de sıkıştırır mısın valizine?
Ayakizlerine takıldığım kaç kişi vardır? peşine takılıp iki kişilik ders bile aldım. (okul tarihinin nadide vakalarındandı vesselam; hoca, sen, ben! dersi kırmak ne mümkün?)
Bana "yıllık yazısı yaz" diyorsun da, paylaştıklarımızı iki satıra sıkıştıramam ki! el insaf, gece yürüyüşüm!
Bebek;) hasta luego mu desem, üç nokta mı koysam, yoksa iğrençlik yapıp "to be continued" mu eklesem? neyse... az sonra kayfaltıya ineceğiz birlikte!

E

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Canım canım Moonshinecıma,
S'yle baktığımız kahve falının doğru çıkmış olmasının sevincinin yanında, seneye dolabımın sağ kapağında asılı olan kabartmalı Winnie the Pooh posterinin kalkacak oluşunun üzüntüsü var... Kapı açılır açılmaz duyduğum “Z....cigim!” sesi yerine taa Şikagolardan gelen maillerle yetinecek olmak zor gelse de biliyorum ki birbirimizden hiç kopmayacağız ve sen annene benzeyen birini gördüğünde hep beni ve herşeyden tatlı minder keyiflerini bozuşumu :) hatırlayacaksın. Ama kimbilir belki de bir gece uyandığında elimde bir bardak sıcak ve ballı sütle yanında bulabilirsin beni.

Z

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Birlikte kaldığımız bir buçuk sene boyunca her konuda saatlerce konuşmayı, odanın içinde yaptığımız bizi gülmekten öldüren konuşmalar için defter tutmayı, gece yarısı acıkıp pide seansları düzenlemeyi, senin bilgisayarın başından kalkman için benim dolabıma kitlemem gibi garip alışkanlıkları edindik.
Senin sürekli mutlu olabilecek bir şeyler bulmanı, hiçbir olay için kendini en azından benim yaptığım kadar yıpratmamanı bu bir buçuk sene boyunca takdir ile karşılamıştım. Ayrıca istediğinin ne olduğunu o kadar iyi biliyorsun ki, hiç bir olay veya kişi senin yolunda bir engel oluşturamıyor. Bu özelliğinden dolayı her zaman istediğin başarıyı yakalayacağına ve hiçbir zaman kaybetmeyeceğine inanıyorum. Yüzünden hiç kaybolmayan gülümsemenin her zaman ve her yerde seninle olmasını diliyorum, Moonshinecık.

H
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Hep neşeli hep kıpır kıpır arkadaşım Moonshine, proje anılarımızı, ne kadar fazla Winnie the Pooh hayranı olduğunu, tiyatro anılarını ve çalışma odasından bilgisayarları toplayıp kaçışlarımızı hiç unutmayacağım:) Bazen sıkılıp gecenin bir yarısı dışarı çıkıp çimlerin üzerine uzanıp walkman dinlediğimiz ama hiç yıldız göremediğimiz günleri hep gülümseyerek anıyorum...

Hayatın beklentilerinin ötesini getirmesi dileğiyle , E
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kendine ait o kadar güzel, saf ve belirli bir dünyan var ki, şiirler, resimler, kitaplar, imrenmemek elde değil. Ne istediğini biliyorsun, neyi sevdiğini biliyorsun, ve en önemlisi sevdiğin şeyler için vakit ayırıyorsun, vakit ayırmayı biliyorsun. Hayatını dilediğince yaşıyorsun. Bunu kimsenin bozamaması dileğiyle...

M


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Fotoğraf: Üniversite mezuniyetimizde keplerimizi fırlatırken! (Ben de o fotoğrafın içinde bir yerdeyim:) Ne kadar küçükmüşüz, ne kadar coşkuluymuşuz o zamanlar. Zaman nasıl geçiyor, anlamak mümkün değil.

İşte yıllık sayfamı böylece blog'uma koymuş oldum. İleriki yıllarda bakıp bakıp hatırlamak üzere!




No comments:

Post a Comment

Post a Comment