Saturday, January 6, 2007

Korku, insan, geçmiş ve gelecek



H.P. Lovecraft'in çok sevdiğim bir sözü vardır, yazar der ki: " insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusu korkudur. En eski ve en güçlü korku da bilinmeyenin korkusudur." Gerçekten de insanların hayatlarını yöneten her eylemin en derinine inildiğinde ve en dibine, kökenine bakıldığında sebebinin korku olduğunu görüyorum.

Korku insanlara kendilerinin kabul dahi etmeyecekleri şeyler yaptırıyor, ve bence farkında olmasalar da insanlar en çok değişimden korkuyorlar. İşinden nefret eden bir adam, sadece değişiklikten ve yeni bir adım atmaktan korktuğu için yıllarca o işe katlanıyor mesela, ya da evliliğinde fiziksel şiddetle karşılaşan bir kadın, yıllarca sadece tek başına kalmaktan korktuğu için tahammül ediyor bu ilişkiye ve evliliğe içi kan ağlasa bile, ya da ülkesinde, evinde mutsuz olan genç bir insan sadece başka bir ortama girmekten korktuğu için orayı terkedip gidemiyor. 'Yeni bir adım atmak' aslında insanlar için düşünülenden çok daha zor. İnsanların çoğu, daha önceden keşfetmemiş olduğu yepyeni bir bölgeye o ilk adımı atmak istemiyor.

Bence insanın yaşamını ve kararlarını yönlendirmek ve yönetmek isteyen her güç kaynağı/kurum/yapı da aynı şekilde insanın bu en güçlü duygusunu yani korkuyu kullanarak yapıyor bunu: Devletler, din, ordu, diktatörler, siyasetçiler... Gücü elinde tutarak insanları birer kukla gibi yönetebileceğini düşünen ve bunu kolayca başarabilen bütün bu 'üst yapı'lar kullanıyor korku olgusunu..

Devlet, 'öteki'nin kendilerine yönelttiğini iddia ettiği tehditle korkutuyor vatandaşlarını..
A. B. D. örneğinde en açık seçik haliyle görülüyor bu: Devlet aslında varolmayan bir 'Düşman, ya da öteki' yaratıp bu imajı vahşi imgelerle en korkunç hale getiriyor önce. Daha sonra da medya aracılığıyla topluma sunup, her vatandaşı bu sözde 'Düşman'ın getirdiği tehlikeden ölesiye korkar hale getiriyor. En sonundaysa kendi mekanizmalarını ve eylemlerini vatandaşı koruyan tek kurum olarak öne çıkarıp, yaptığı herşeyi böylece halkın gözünde meşrulaştırıyor. Amerikan örneğinde bu düşman tabii ki 'İslami terörizm'. Aslında korkmaları gereken çok daha başka ciddi sorunlar olduğu halde (obezite, sigara kullanımı, işsizlik, küresel ısınma...vs.) Amerikalılar sürekli kendilerine yöneltilecek terörist eylemlerden ve İslamla bağıntılı herşeyden korkar hale geldiler böylece. Devletin korkuyu kullanarak insanları manipüle etmesinin ne kadar gerçek ve olası olduğunu en iyi gören George Orwell'di sanırım, en ünlü romanı olan ve bir şaheser olduğunu düşündüğüm 1984'ü yazdığında.

Dini yanlış anlayan ve siyasetin içine karıştırıp tüm gücü kendi ellerinde tutmak isteyen bazı din 'otoriteleri' de aynı şekilde insanın en ciddi ve en büyük korkusu olan ölüm korkusunu kullanıyorlar. Kendi söylemlerine inandırmak için dindar kimseleri, gaddar ve ceza verici bir Tanrı imajı ve yakıcı ateş denizleriyle korkutuyorlar hepsini. Oysa inanmak korkmaya eşit olmamalı benim gözümde. Bana bağışlayıcı ve merhametli bir Tanrı'nın varlığına inanmak ve Tanrı'ya ondan ölesiye korktuğum için değil, onu çok sevdiğim için ibadet etme gereği duymak çok daha güzel ve içten geliyor.

Orduların kullandığı dış düşman korkusu, diktatörlerinki ve siyasetçilerinkiyse insanlardaki anarşi ve kaos korkusu. Hepsi de halkı en çok düşünenin ve onu en çok korumak, gözetmek isteyenin kendisi olduğunu savunuyor. Eylemlerinin sonuçlarına bakıldığındaysa her seferinde tam tersi bir durum çıkıyor ortaya: Savaşların, diktatör rejimlerin, çıkarcı siyasetçilerin yönetimlerinin sonunda yine olan halka oluyor ve en çok kaybı işte bu korkularıyla manipüle edilmiş kesim yaşıyor, en çok acıyı onlar çekiyor.

Korkuyla sevgi, barış ve huzur gibi kavramlar yanyana gelemez bence asla. İnsan korktuğu bir kimseyi/varlığı/kurumu ne sevebilir, ne de ona tam bir saygı duyabilir. Korkan bir insan huzur içinde yaşayamaz, diğer insanları düşmanları değil de kardeşleri olarak göremez. Korkunun olduğu yerde sadece çatışma, şiddet, nefret ve intikam isteği vardır.

3 comments:

  1. Tornado5:55 PM

    Sevda sahrasında Mecnun değilsen
    Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit.

    ReplyDelete
  2. war is peace.
    freedom is slavery.
    ignorance is strength.
    :)

    ReplyDelete
  3. Tornado: Bu dizelerin ne anlama geldigini tam anlayamadim? Aciklayabilir misin?


    Burak canim: 2x2=5 ;)

    ReplyDelete