Sunday, October 22, 2006

Bayram, şeker, anılar, uzaklıklar




Yurtdışında herşeyi olduğu gibi bayramı yaşamak da çok değişik bir deneyim.. Bayramı kutlamamız ve mutlu olmamız gereken zamanlarda, gülücükler ve mutlu bakışlar arasında neden hep hüzünlü anılar da olur? Neden insan hep melankoliye de yer verir ve ille de 'eski bayramlar'ı anmak ister her yeni bayramda? İçinde hüzün olmayan bir mutluluğun, gerçek mutluluk olamayacağındandır belki de.. İçine bir tutam melankoli serpilmemiş anların derinliğini yitirmesindendir belki..


Sabah kalkıp sarılıp öpülecek mis kokulu anne yok buralarda.. Başka bir günden farklı değil aslında burada bayram sabahı, erkenden kalkmanın ya da güzel giysiler giymenin de bir anlamı yok.. Yumuşacık babaanne eli yok öpülecek, avuçlarıma dökülecek kolonya yok, ya da içinden mutlaka açık renkli ve sütlü olanlarının seçildiği kocaman çikolata kutusu uzatan önüme.. Ortalıkta harçlıklarıyla koşuşturan, ya da kapıyı çalıp şeker isteyen çocuklar da yok.. Evlerin önünde ayakkabı dağları oluşmuyor misafirlerin çokluğundan, hem zaten Amerikalılar birbirlerine misafirliğe gitmiyor ki.. Gitseler bile ayakkabılarını kapı önünde çıkaran kimse yok. Yüzünde umutlu bir gülümsemeyle Ramazan ayının hakkını almaya gelen bir Ramazan davulcusu yok buralarda, hem Ramazan ayı boyunca sahura kaldıran hiç kimse de yok, kırmızı çalar saatin tanıdık alarmından başka.. Sıcacık kucaklayışıyla içimi ısıtan anneanne yok, kırmızı kurdeleli şeker kutuları yok, siyah parlak rugan pabuçlarım yok, dantelli örtüler üzerinde sehpalarda sunulan ince belli çay bardakları yok.. Yaşlılar, ziyaret edilmesi gereken saygın ve sevilen insanlar değil, huzur evlerinde sessizce sonlarını bekleyen toplumdan dışlanmış kişiler buralarda.. Beni tütün kokan göğsüne sıkıca bastıran dedem yok.. Elime alelacele ve bazen gizlice tutuşturulan harçlıklar yok, verilen tülbent kokulu mendiller, peçeteler yok.. 'Bayram sevinci' yok buralarda, kucaklaşma yok, bağrışma, haddini aşma, mutlulukla dolup taşan gürültülü kalabalıklar yok..


Bütün bunların yerine e-mail kutuma gelen tebrikler var.. Ekran aracılığıyla bağlı olduğum bir ülkeden gelen, sadece 1ler ve 0lardan oluştuğuna inanması zor gelen mesajlar var.. Bir kaç telefon var, buradaki dostlarım var, en zor olanı yaparak kendi Ramazan ayımızı olduğu kadar kendi bayramımızı da kendimiz yaratmamız gerektiğini farkettikten sonra çabalayarak organize ettiğimiz toplantılar, yemekler, buluşmalar var.. Kültürünün ve geleneklerinin uzağına düşenlerin, bu değerlerine daha da sıkıca tutunma çabası var.. Dünyanın neresinde olursa olsun kendi içlerinde bayramı yaşayabilenlerin gözlerinde gördüğüm sevinç ve mutluluk pırıltıları var, içtenlik var, birbirini anlayan dostların oluşturduğu bir 'kader ortaklığı' var.. Bayramın kendisi olmasa bile, burada belki de bir yansıması var.. Okyanusların ötesinden tınısı kulaklarımıza ulaşan mutluluğun ve sevinçli kutlamaların bir yankısı var..

Şekerin tatlılığından yüreğimize akıtmaya çalıştığımız o güzel sıcaklığın özlemi var buralarda, sevdiğimiz herkesin bize o kadar uzaklardan sesinin, kokusunun, sevinçlerinin bir parçasını göndermesi dileği ve umudu var.. Bir umut ve bekleyiş bayram buralarda, acı ve yürek burkan bir tatlılığı var.

6 comments:

  1. Bu gece uzakları yakın, yakınları uzak eden bir böyle bloga rastlamak; beni yüreğimden vurup, yaban ellerdeki Bayram'ın bambaşka hislerine açan...Sizi tanımasam da aşina kalbinize, bir Bayram mesajı uçurmak istedim. Bir Türk, bir müslüman olarak Bayramınız mübarek olsun...İstanbul'dan selamlar.
    ahmethamit.blogspot.com

    ReplyDelete
  2. Cok tesekkurler, size de mutlu bayramlar..

    ReplyDelete
  3. Ben de ucurmak istiyorum. Efendim bayraminiz kutlu olsun. Sevgiler.

    ReplyDelete
  4. Cok tesekkurler canim Istanbul'a sevgiler, cok opuyorum:)

    ReplyDelete
  5. keşke burada olabilseydin demek geldi içimden okuyunca
    inşallah bi sonra ki bayramlara
    bol kalorili :)

    ReplyDelete
  6. Tesekkurler Vintage guzel dileklerin icin:)

    ReplyDelete