
Amerika'da toplam 4 günlük Şükran Günü (Thanksgiving) tatili dün başladı. Genelde Ameirkalılar bugünde ailelerini ziyaret edip, bütün günü evde geçirerek çok büyük bir akşam yemeği yiyorlar. Doğal olarak bu yemeğin ana öğesi hindi (bu yüzden bazen bu güne 'hindi günü' ya da 'Turkey Day' de deniyor) , ve yanında genelde Amerikanın güneyinde yenilen ve 'soul food' da denilen özel yiyeceklerden yeniliyor. Bunlar genelde patates püresi, cranberry (Türkçesi yabanmersini sanırım) sosu, haşlanmış mısır, ızgara sebze. ve yemeğin sonunda balkabağı tatlısı (genelde turta şeklinde)...vesaire gibi yemekler.
Şükran Günü'nün en önemli özelliği yemek yemek sanırım! Amerikalılar bugünde neredeyse bir aya yetecek kadar çok yemek yiyorlar. Zaten insanlar aileleriyle çok az birarada yemek yedikleri için bu onlar için özel ayrılmış bir 'aile vakti' gibi oluyor. Mesela ben Türkiyedeyken ailece sofranın başına oturup yemek yemek çok günlük, normal bir olaydı bizim için. Ama burada sadece kutlamalar ve tatillerde biraraya geliyor insanlar ve bu da yılda sadece bir kaç kez olduğundan, her biraraya gelişleri abartılı kutlamalarla süslemeye çalışıyorlar. Sanırım kültürlerarası farklar dedikleri bunlar olsa gerek..
Biz de dün Türk-Amerikan karışımı bir Şükran günü kutladık. Grubumuz Türktü ama yemekte hindi ve cranberry sosu da yedik mesela, buranın adetlerine uygun olsun diye. Bir de ben bugünün önemini 'Şükran' göstermek olarak algıladığımdan tabii ki yemekten önce bize verilen nimetler, sağlığımız ve birarada olduğumuz için şükrettik. Biliyorum bu bir yemek blogu değil ama o kadar çok yedik ki ve yemeklerimizde o kadar değişik mutfaklardan örnekler vardı ki, ben de bir 'yemek fotoromanı' hazırladım blog'um için:)

Yemeğimiz önce cips, guacamole ve salsa soslarıyla başladı.. (Meksika kökenli:)

Türk mutfağını temsil edenler tarhana çorbası, fasulye yemeği, köfte ve pilavdı. (hepsi de çok güzeldi bu arada:)

Ve tabii ki Amerikan 'Şükran günü' geleneğinin temsilcisi ve günün başrol oyuncusu devasa hindi.. (sadece üçte birini yiyebildik) Ve yanındaki kapta 'cranberry sosu'

Hindinin kesilip biçilip sofraya geldikten sonraki hali:) Yanındakiler de kızarmış Brüksel lahanaları..Herşey çok lezzetliydi.

Bütün bunları yedikten sonra bir de üzerine taze ekmek, en sevdiğim Fransız peyniri olan Brie ve incir reçeli yedik! (sanırım bu da Fransız mutfağını simgeliyor) Yanında Türk çayı ve İngiliz çaylarının karışımından oluşturduğum bir çay içtik:)

Brie peynirinin açıldıktan sonraki hali, reçelle.. Sanırım bundan sınırsız miktarlarda yiyebilirim kendimi tutmasam:P

Meyveler ve çay...
Ve en son olarak, herşeyi yedikten ve yerimizden kalkamayacak duruma geldikten iki saat kadar sonra geceyi elmalı turta ve pecan pie denilen (cevize benzeyen bir tür meyve, resimde soldaki) turtadan dilimler ve üzerlerine konan vanilyalı dondurmayla bitirdik.. Sanırım daha bir ay hiç bir şey yemesem de yaşayabilirim:)

Bu yemeklerin arasında tabii ki güzel sohbetler, kahkahalar, şarkılar, türküler de vardı.. Elektro gitar ve bağlamadan oluşan bir orkestra eşliğinde türküler söyledik bağıra çağıra, sonra Zeki Müren bile dinledik:) Bu stresli ders haftasının ortasında çok dinlendirici oldu benim için Şükran günü.
İnsanın ailesinden çok uzakta, başka bir kıtada arkadaşlarının yanında kendisini ailesiyle bilikteymiş gibi hissetmesi, yani arkadaşlarının ona ailesi kadar yakın olabilmesi, sanırım eşi benzeri bulunamaz bir şey. Varolan en güzel hislerden biri bu sanırım. Dostlarımı seviyorum ve böyle bir günü hep birlikte yaşayabildiğimiz için çok mutluyum, çünkü haftanın geri kalanında ve önümüdeki iki hafta boyunca bu depoladığım enerjiye çok ihtiyacım olacak..










































